. . . m y l i f e

I was born in Karadeniz Ereğli on March 6th, 1967 morning just 2 years after my sister. Originally we are from Of...   my father, Süleyman Sırrı Gül, antique expert and numismate, watch repair and fenni gözlükçü, maden teknikeri, my mother Lütfiye Gül.. housewife, mother of 4 kids.. best mother in the world.. my sister is Geography teacher.. her husband is Abdullah Uluyurt.. my brother Cudi, economist, manager in Erdemir.. and Yasin, art historician, arkeolog.. Former name Hola Makidanos, Ormancık village.. One of the seven Hola villages.. evergreen, fogy hills.. best places for ATV.. "kuymak"s, corns.. at the top we have our highland and next is Sultan Murat.. One July night we stayed at my father's cousin Eyüp's house there.. maybe we became ice if we couldnt fire the stove.. unforgetable foggy mornings.. unique flowers are for best photographers.. I began school at the age of 5.5 at Nimet Okulu.. in downtown... passing the street through Pamuk Palas hotel from our house at Kandilli Lojmanları..  All my grades were 5 over 5 during the 5 years.. I loved my teacher Serpil Yener and her son Sertaç.. Fehmi.. Şerif.. Nezahat.. Oya.. Celal .. Mehmet Kurum.. Şaban.. were my friends. I won the fast reading contest.. We went the big picnic in Kocaman.. I was the chef in the school band.. only I do the "Bambara bam bam.." part alone.. My cousins Gülgün, Gülhan and Neriman sent me greeting cards in bayrams.. I still keep them all.

Nights before television my father were reading books to us with his beautiful voice.. especially historical novels from Murat Sertoğlu.. Battal Gazi, Battal Gazinin Oğlu, Battal Gazinin Oğlunun İntikamı.. my dream swimming from Üsküdar to Kızkulesi is from these days.. think that how enjoyable if I found a prencess there.. ha ha..

Smoking was forbidden in our shop.. Uncle İrfan were our doctor.. every afternoon he got ysed to visit us silently with his white dress.. Eşref was our book store.. Uncle Tuğrul was our photographer.. Aunt Güler and her kids Tarık, Zühre and Zuhal were our first friends.. Also Aliye and Eşref couple were best friends of us.. "Asterix and Kleopatra" was my one of the first gifts from their son Mehmet Nemutlu.. Kebapçı Hafız was our neighbour.. Kaymaklı revani ile çilek kompostosu artık yok.. Muharrem Dede'de dondurma yerdim.. gittiğimde geç dönerdim.. Bana pasta getirirdi Rıfat amca ve babamın diğer arkadaşları... Almanyalı Tahsin amca, Küçük Tahsin amca, Hacı Usta.. Babamın "Kardaşluk" dediği, Çaycuma köyünden sepet sepet yumurta getiren, yavaş hareket eden yaşlı amca.. hepsini severdim.. Murat abi ile sahilde gezerdim.. Diyarbakırlı Mehmet amcayı da.. Kuşçu Osman vardı...  İlyas amca Trabzon pidesi yaptırırdı bol tereyağlı.. Çok dinamik ve yakışıklı yaşlı bir amca daha vardı, ilginç giyinirdi..  Hasan amca ve öğrencileri.. döner ziyafetleri ve boğuşmalar.. mağara gezileri.. Keştepe keşifleri. . Nejat ile heyecanlı maceralar.. Kabataş'ta Ömer ve Habip ziyareti.. Adem abiyle savaş sanatları.. kas esnetici işkence hareketleri.. Güzel arkadaşlarım Ümit, Ahmet ve Özcan ile Erdemir'de boks idmanları.. dükkanda yüksek sesle olurdu bazı sohbetler.. kavga oluyor sanırdı kapıdan geçenler..


Pazar sabahları kuymak yapardı babam... tereyağ üstte dolaşmaya başlayınca pişmiş demekti.. suhnası kapışılırdı.. erken kalkarsam görebilirdim bazen, tabancasını ustaca temizlerdi..  kışın elektrik sobasında ekmek kızartırdı.. üstünde tereyağ güzel kokardı.. Mesut amcam gelirdi sık sık duruşmalarına.. Opel arabası vardı, beyaz..  iki yaş pasta getirirdi.. biri siyah biri beyaz..  Eve dönerken manav Ali amcadan karpuz alırdık... kendinden emin, özenle seçerdi.. kötü çıkarsa ertesi gün kızardık.. Hatun teyzeler eski gazetelerden kese kağıdı yapardı.. Ali amca üzümleri onlara koyardı..  Ne zaman büyüdüler, evlendiler.. çocukları Şükrü ile Erkam küçücüktüler.. Orta katta Şenay teyzeler, en altta da Saniye teyzeler vardı. Karşı komşumuz Hafize teyzeler, Ayfer ablalar ve renk renk güllerle dolu bahçesiyle Reyhan teyzeler.. Öbür tarafta Evay teyze ve Necla teyzeler.. Lisenin tarafında 6 daireli apartmanda Gönül abla, Bengül, Şengül ve Sadegül teyzeler vardı.. Bu kafiyeler gibi güzel günlerdi.. Bayramlar güzeldi şimdikiler gibi, süslü kıyafetler giyerdik, komşularımızı gezerdik, el öperdik, şeker, mendil ve harçlık alırdık.. gecelerinde havai fişek atardı babam, mahallemiz aydınlanırdı, herkes pencerelere çıkardı. Sadiye teyzelere giderdik üst katımızda.. Melda, Meral, Merih oyunlar oynardık, resimli romanlar okurduk. En çok Kızılmaske'yi severdim. Ben Özay ile olurdum, Cudi Özden ile... diğer mahalleli çocuklar da olurdu, komen oynardık.. kalemiz olurdu, hırsla savunurduk... Pazartesileri köylü pazarı alışverişi... her şey doğal ve lezzetliydi.. domates sadece yazın olurdu.. Anamur muzu ise kışın.. Festivali olacağını bilemezdik, çilekleri beraber ayıklardık... doldurup kocaman bir tasa, şekerleyip kaşıkla yerdik.. Aksam yemeklerinde bazen cacık olurdu bazen limonata ... salatanın suyuna ekmek banardım.. şimdilerde yok, tavukların siyah etini severdim.. ladeste yenilirdim.. Bonanza ile İnsan Avcısı Dev Baret hoşuma giderdi.. Çizgi filmler şimdikinden çok daha güzeldi.. Gece yarısı kalkıp Muhammed Ali'nin maçını seyrederdik.. Basketbolu Beyaz Gölge ile sevmiştik.. Avrupa Şampiyonası mıydı, bir maçı Barış'ın son 3 saniyedeki basketiyle kazanmıştık.. Ayakkabılarımı Reşat boyardı.. sevimli bir çingeneydi.. Rengini pek tutturamazdı.. "süt gibin açar abi! sen merak etme" derdi.. Sabri amcamlar gelince denize giderdik.. Ferhat ile akola içerdik belediye parkında. . babalarımız çay içerdi yaşlı çınarların altında, sohbet ederdik.. Bülent beni götürürdü ilginç lokantalara.. Kuyumcuydu.. Sevgi Sofrasında ev yemekleri yerdik.. Belediye lokantasında ise kaymaklı konserve balkabağı tatlısı.. gerçekten en alüyyül alası.. Eve Mercedes'iyle giderdik.. Çatı katında telsizlerini dinlerdik.. Balıklama dalardık derin sulara kayalık denizlerde .. Ne deli çocuktu Cüneyt, en yüksekten atlardı..

Yazları Samsun'a giderdik.. Dayımlarda her sabah turşu kavurması pişerdi.. o zamanlar kıymetini bilmezdim, Zehra halama tereyağda yumurta yemeğe giderdim.. Kamil abi güzel kebaplar ısmarlardı.. Saathane meydanındaki eski evin en üst katı gizemliydi.. Gizlice girerdik Cudi, Cem ve Cemil ile.. Vehbi amcamın yazlığındaki günler de güzel geçerdi Matasyon'da.. Ömer ve Fahrettin ile dama oynardık.. Bütün gazeteler gelirdi, okurduk.. Züleyha yengemin yemekleri ve kahvaltıları mükemmeldi.. misafirleri eksik olmazdı.. Abicik bakkaldan alırdık plastik oyuncaklarımızı ve geceleri verandada yediğimiz kokulu çekirdekleri.. Müzeyyen, Fatma, Hüsniye, Gökmen.. Yaşlı dut ağacına çıkardık evin önünde.. Kocaman ağaçlardan meyve yerdik Sünnetçi dedenin bahçesinde.. Kardeşim Cudi ile sünnet düğünümüz bir yazlık bahçede olmuştu... güzelim dondurmalar sebildi.. hala kızıyorum; birisi, sen yeme dokunur demişti de yememiştim hiç..

Kolej sınavını kazandık Celal ile ikimiz. Barbaros abiyle ingilizce çalıştık.. Halit ile, bazen Sevinç ile yürürdüm okula... dönüşte Hüseyin Tekçe ve Durali de olurdu.. öğlenleri Kavaklık Pastanesine giderdik bazen.. sade böreği ilk defa orada görmüştüm.. Sayısal saatim vardı, ilgi çekerdi .. Golf oyununu oynardık arkadaşlarla.. Fen Lisesi sınavında 101nci oldum.. herkes kutladı, öptü beni, ertesi gün.. Rahmetli Mehmet Karagöz hoca parmak kaldırmamı yasakladı matematik dersinde.. herkese şans tanırdı.. matematiği sevdirdi.. bir fotoğrafta koluma girdi çok sevindim.. Milliyet şarkı yarışmasına gittik Ankara'ya.. otobüste el ele tutuştuk.. arkadaşlarla.. Kadriye teyze ıhlamur ikram etti İlhan'ı ziyarete gittiğimizde.. Bozhane Camisinde toplandık Eray'ın cenazesinde.. 7 seneyi paylaştık, hep neşeyle... Sabiha, Ayşen, Zeren, Nilüfer, Sadi, Kömeç, Yıldırım, Mehmet Güven, Serdar, Ali, Tamer.. Çarşambaları severdim, resim dersi vardı... 2 gece okulda yatmıştık, ne maceraydı... Milliyet gazetesi, "Tarihi Eserleri Koruyalım" yarışmasında jüri özel ödülü verdi Ercan, Eralp ve benden oluşan grubumuza.. Yıllarca sanat dergisi geldi evimize.. İsmini ben koymuştum... fosil dalında birinci olduğum "koleksiyon 82+1" in..  Sıra arkadaşlarım, Halit, Okan, Doğanay ve Deniz'di.. Gizli deneyler yapardık Emre ve Emin ile kimya labrotuvarında.. Cehennemağzı mağaralarının karanlık dehlizlerini keşfederdik.. Maxell kasetlerdeki tatlı nağmeleri dinlerdik.. 18 yıl sonra buluştuk Sapanca'da.. Bir bayram sabahı da Alpay'la Namazgah'da.. Güreş hocamdı Fikret.. Çok güzel öğretirdi.. "Tek kolda küçülmek gerekirdi.. Tek dalmada yaklaşmak".. Bulgaristan göçmeniydi.. Nerede acaba şimdi ? Turistlerle konuşmayı severdim..  Hepsi düşman değilmiş fark ettim, bir Yunanlıyla bütün gün gezdim.. sokaktaki Pakistanlı mühendisleri çağırdım akşam yemeğine... neyse ki kızmadı annem, sormadım diye.. yedik güzel yemeklerini afiyetle.. gelsinler isterdim yöresel kıyafetleriyle, çok hoşuma gitmişti gündüz gördüğümde.. Kısa sürdü Boğaziçi ve Matematik... Tübitak burs vermişti. Kendi aldığım yarış bisikletim en güzeliydi.. lastikleri ipinceydi.. ben bozardım, sağ olsun Altan kardeşim yapardı.. saatlerce gezerdik, eğlenceliydi.. Nejat ile Yıldız yokuşundan çok hızlı inerdik, ne tehlikeliydi.. 

Askerlik erken başladı ve hala bitmedi... Harp Okulunda yazıcıydım.. Topçu Okulunda da.. Bahadır, Bekir, Kadir, Fatih, Nurşen.. Zeki ile otostopla İzmir.. "Mütecavizin İşkence Teknikleri" kitabındaki dayanılmaz 'aç bırakma' teknikleri.. İzin sonlarında yolcu edilirdim otobüsün başında..  Hasan abi ve çocuklarla.. hoşuma giderdi.. gözlerim dolardı.. 1990-92 Alemdağ .. yemyeşil güzel bir yerdi.. diktiğim ağaçlar 17 yaşında şimdi.. dağ çileği ve yabani muşmula olurdu.. ilk habercim Diyarbakırlı Mehmet idi.. daha sonraları Mehmet Kahraman.. Hüseyin Balaban.. Bir sabah, herkesin uçan daireler hakkında konuştuklarını görünce ilgimi çekti.. görenler olmus gece.. ben de sordum heyecanla.. Çocuklar uçan dairenin yuvarlak bir ışıklı cisim olduğunu söylüyordu.. delilleri de vardı: düz bir alanda oluşan iz.. evet iz, çimenlerin ezilip sararması suretiyle oluşan bir çemberdi.. 20 cm. kadar eni olan ve çapı da 5 metre kadar olan muntazam bir yuvarlak... bir hatıra fotoğrafı çekinmek için tam ortasına geçip esrarlı bir gülümsemeyle poz vermekten daha iyi bir fırsat olabilir miydi.. Birkaç sabah daha aynı hikayeyle işe başladıktan sonra gece çalışma sırası bana geldi.. birkaç arkadaş ve bir fotograf makinesiyle uçandairenin izinin olduğu yerde beklemeye başladık.. masanın etrafında, gözlerimiz yıldızlarda, ciddi ciddi, uzaylıların geldikleri zaman neler yapmamız gerektiği konusunda konuşuyorduk.. Her zamanki saatinde gerçekten, bir uçan daire, şaşkın bakışlarımız arasında geldi ve hiç ses yapmadan hemen üzerimizden yavaşça geçti gitti. O günden sonra da bir daha gelmedi... üzüldük tanışamadık diye.. Aradan yıllar geçti, bir gün televizyonda Sadettin Teksoy'un ilginç bir programında konu yine uçan dairelerdi.. bu sefer İç Anadolu'da bir yerde.. köylüler heyecanla uçan daire gördüğünü iddia ediyordu.. Bana çok ilginç gelen sey ise, delilleri olarak Teksoy'a gösterdikleri, arazide, uçan dairelerin konduğu yerde oluşan izlerin, hatıra fotoğrafımdaki izlerle aynı olmasıydı...


10 günlük cephanelik nöbetim 9 günlük bayram tatilinin tam üstüne geldi.. ama moral bozmak yok.. arazi usulü kuzu çevirme var .. bahçede açık büfe sofralar .. Yanımda sevgili Selahattin.. Zafer abim tam bir komutan.. Antika maceralar Ali abi ile... hoş sohbettir, sıkılmadan dinlerdim bütün gece.. İstanbul onunla çok güzeldi.. Hidiv Kasrı.. Çukurcuma, Yedikule, Ayasofya.. .................... Çok ev aradım İstanbul'da ..  99 ve 66 Ümraniye .. 77 Evren Sitesi.. hepsi yeni ama kapıdaki numaralardan biri eksikti.. Sevgilime gittim, İzmir'deydi.. döndüğümde 33 Bostancı.. numaraları tamdı.. Evlendim.. Bostancı'ya yerleştim.. Marmara adaları karşımızdaydı.. Ev sahibim paşaydı .. eşyalarımı babam, koltuk takımımı amcam almıştı.. tüllerim İtalyan, küpürleri Fransızdı. . Avizelerimizi Atakan takmıştı.. elektrikten anlardı.. yerlerde el halıları, duvarda Osmanlı subay kılıcı vardı.. hemen her gün gezerdik.. Çarşambaları pazara giderdik.. sonraki tayin Malazgirt'e.. Hacı Kaya amcalarda kaldık ilk 15 gün.. hanımımla el ele yürürdük tehlikeli yollarda.. korkmazdık.. Süphan dağına hayrandık, karları hiç erimezdi.. zirvesine çıkmak hayalimdi.. Yaklaştım da, Yusuf'un Mezrasında.. Ne güzeldi Palu Beyhan'daki görev bir ay..  Ömer ve ailesi ağırladı sevgiyle.. Murat nehrinde balık tuttuk... İyi bildiğimi sandığım dame'de (dama) hep yenildim.. Odunlarımı kendim kırdım.. sobamızı yaktım..  kızak kaydım.. demiryolunda yürüdüm.. son gün, gidiyoruz diye ağlayan dostlarımıza veda ettim.. Van'da kızım doğdu 1993'de..

Gültekin abiyle tanıştım Motor kursunda... gerçek bir Lider.. Sarayburnu'nda ziyaret ederdim.. Çok severim. 1994-1998 Keşan... Hasan abi ve Nazmiye ablalarla 4 yıl neşeyle.. Bakım Kademem vardı.. Nurmettin ve Şenol beylerle güzel işler yaptık.. Karlı bir Aralık gününde, yan bahçeye minik çam fideleri dikerken kendi ellerimle kimse beklemiyordu tutacaklarını.. Şenol beye "tutar tutar, merak etmeyin, ben tekniğine göre dikiyorum" demişim ümitle gülerek.. Sıcak bir cumartesi günü yavru keçi aldım pazardan erzak yerine.. hanım çok kızdı ama satamadım kimseye.. ön taraftaki çimenlikte oynardık Merve ile.. Öldüğünde ağladım. Babam araba aldı, peugeot 306.. beyaz.. Levent'in kızı Dilay'ın yaş günü pastası kocamandı.. Berberim İlhan Kaya, özenerek keserdi saçlarımı. Keskin nişancıyım ben. Gökçeada'da az farkla kaçırdım ikinciliği ve 18nci oldum, şaka şaka !! üçüncü oldum, Keşan'a madalyamla döndüm.. kardeşlerimiz Fatih ve Feyza ile güzel günler geçirdik.. Eğitim alanında küçük bir kantinimiz vardı.. saray çikilop yerdik.. ince belli, sarı yaldızlı bardaklarda çay içerdik, Ahmet Vural ile.. gülerdik bir sürü şeye... en son da beraber OBİ zaferine.. Nevres amca demişti "Zoffer..Zoffer..(Software)" ... Küçük mavi bir Boolean Algebra kitabı vermişti...  Bilgi İşlem tam sevdiğim bir iş.. Nihayet 1998 yılında ODTÜ'de başladı... komşum ve arkadaşım Cengiz Özsoy.. Kontrola giderdik Cebeci'ye.. Gülbeyaz hanım vardı güler yüzlü.. sonra 4 yıl ORACLE sevdası.. öğretmenim, hemşehrim Erkan'dı.. hayranlıkla örnek aldığım arkadaşım ise Bülent Kunaç.. formlar raporlar grafikler... şimdi web tasarımları.. hocalarım Sedat ve Tolga ile son eserimiz pediatriportali.
Alper ile Bilkent eğitimleri çok neşeli.. Hülya ve Dilek hanımlarla Bahçeli yemekleri.. Tarzına hasta olduğum Davut abi ve fedakar Fazlı ile Faruk amcamın Ziraat Odası maceraları.. Zor zamanlarımın arkadaşı Suat.. Dokuza üç buçuk kala buluşup mesaiye yetiştiğimiz neşeli günler..

Frankfurt'dan Lufthansa business class ile New York. Ferhan abla ve Atakan.. sokak sokak Manhattan.. NJ, DC, VA. Kuzenim Faruk ile tanışma ve sürpriz ikinci tanışma..

İbrahim Çiftçi ile Kızkulesi sohbetleri.. çok sevdiğim Üsküdar.. Thomas.. kafa dengi arkadaşım.. macera paylaşıcım. Sürpriz veda partisi .. duygusal... etkileyici.. unutulmaz..  Faruk amcayı çağırınca ümitsizdi eşim.. Ayrılırken  "Sen çağırırsın da gelmez miyim.." dedi amcam. Bahreynli meslektaşlara Ankara mihmandarlığı.. Şeyh Selman elHalife, çocuklara 100 er dolar harçlık vermişti.. bana özel üretim bir Tissot..  sonra Thomas in Bahreyn ziyareti ve Davut abiyle buluşmaları.. karşılıklı benimle birlikte oldukları fotoğraflara bakmaları.. Ailece Amerika gezisi. ..  geçerken Paris'te güzel bir gün..   NY .. Virginia .. Thomaslar .. akrabalar.. Volkan'lar.. Chevy Ekinox ile Pitsburg'da Mustafa ve yaşlı bir Honda ile Sea Cliff'te Nil ziyaretleri.. Ocean Parkway'de Volkan.. Bebek arabasıyla Manhattan sokakları.. Bush Gardens..  NY Aquarium.. Wall Mart'lar.. Dunkin Donut'lar..  Red Lobster.. dondurmalar

Bando'da Mındız ile maceralar, açılımlar.. Ninja Nurettin Nayır'dan ZEN dersleri, zıplamalar.. Ali abiyle ziyafetler.. Bıldırcınlar.. kaburgalar.. geziler.. öğrenci Yunus Emre ve fotoğraf çekimleri.. Bazı sabahlar erkenden FOGA'da poğaça hazırlığı.. sonra satışlar.. pastalar.. dondurmalar.. İbrahim ile Osman abiyle, Nurettin abiyle öğlen oturmaları.. Laz Mustafa, Dursun Kestioğlu, Bilal Çamkerten.. Hülya.. Serap hanım.. Barış ve Özden.. Rezzan hanım ile Balgat yılları.. Kursiyer arkadaşlarım Yavuz İbiş, Mehmet Ali, hemşerim Eyüp ve diğerleri.. Askerlerim Taner, Ertuğrul, Tolga.. Trabzonspor maçları.. Luis ve Teddy'lerle pazar basketbolları.. çocuklarla yeşil çimlerin üzerinde uçurtma keyfi.. Köksal abiyle tarihi Rehabilitasyon ziyareti, Porsche ciple alırdı beni.. Hilton ve Liva kahvaltıları..

Trabzon seyahati.. Abdullah İskenderoğlu ve güzel ailesi.. Gökkuşağı alabalıkları.. karalahana.. kuymaklar.. Hamsiköy sütlaçları.. Cemal ile Samsun seyahati.. Yusuf Yücel'de mükellef konaklama.. 2006 Mayıs.. Belek Rixos'dan sonra Kaş Kınık'ta Cezmi ziyareti.. bahçeden domatesler.. biberler.. köy yumurtaları..


Pema'ya paket gönderdim, yöresel Türk ürünleri.. Postaneden zorlandılar, bulurken Bhutan'ın yerini.. Skype'den arkadaşlarım Fairy ve Ludi. İkisini tanıştırdım uzaktan, arkadaş oldular yakından.. Ludi misafirimiz de oldu Ankara'da.. ziyaretçi defterime Çince duygularını yazdı.. Hasan abilere teşekkürler, 2006 Temmuz, Sema ile ziyaret ettik onları.. Shenzen, Fuzhou, Xiamen, Hong Kong, Dubai. Şimdi chopstick ile yiyoruz bazı yemekleri.. Bizimle çok ilgilendiler.. Foot Spa için tekrar gitmeye değer.. balıkların ve Tilly ile içtiğimiz meyva çayının tadını özledim.. Sıradaki planım Singapur'da Tini ve Shanghai'da Helen ziyaretleri.. Beraber gezmek istiyoruz Pekin ve Büyük Duvarı..

Bayramlarda baklavalarım gelir Sedat, Refik, Mustafa ve Zeki abilerden.. kaymakla yemeyi severim. bir de geçerken alırım tepsiyle Metin abilerden.. En güzelini Meryem hanım yapardı, artık yapmıyor.. Çoğunlukla Ereğli'ye gideriz.. Lalelerle süslü sahilinde yürürüz.. güneşin denize batışını seyrederiz.. Erdemir'in sesini dinleriz.. pide yeriz.. Hasan abim benzinimi ısmarlar, çocuklara hediyeler verir, yemekler yedirir; hakkı nasıl ödenir.. Eski komşularımıza gideriz.. Mahallemi, okulumu çocuklarıma gösteririm.. Önündeki asmadaki kokulu siyah üzümlerinin tadı damağımda, saatçi dükkanımızın önünden geçip hüzünlenirim..

Güneşli bir kış günüydü.. Yıkılmış gecekondular arasında, Ömer ilk tabanca atışını yaptı yedi buçuk yaşında.. dağıttı hedefi ikinci vuruşta. Levent ve Luis ile keyifli bir gündü. Haşlanmış lahanaya benzediğini söylemedim, yeşil çayını keyifle içtim Setsuko'nun, Fatih ile evine gittiğimiz gün..

Tatlı Kasım güzeldi.. Kar az yağdı ama Aralık da güzel.. Emre kurstaydı doyasıya görüştük.. Güncel olayları inceledik.. Feza abimle teknolojik sohbetler ettik.. Akrabam Selim ile Sampi'de pide yedik.. Gökalp ile atış yaptık.. Akad Metal'de Cemal abiden hamsi ızgara partisi vardı. Nizamettin komutanım, Ali abi, Mındız, Gültekin abi katıldık.. Yalçın ile "görev çakışması" oldu, arabaları değiştik.. Ebru hanımın bilgisayar onarımını geciktirdim mahsustan (!), bir sürü kuymak yemek için Sevgin teyzeden..


Bakar mısın şarkıya: Elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak.. ayrılık acıklı gibi ama hepsi burada olmasa da vuslat çok tatlı.. Sevdiğim şarkıların çoğu Orhan Gencebay, Serdar Ortaç ve Sibel Can'dan.. bir de Nilüfer'den..

Eşim ve çocuklarımla ziyaret ettim sitemiz doktorlarından Mehtap Kılıç hanımefendiyi, Samsun'a gidince iznimde.. Bir baktım bir melek insan şekline girmiş ve kuzucukların hayatını güzelleştiriyor.. Evet teknoloji kendini affettirdi ve bizi tanıştırdı.. Şükranlar size Mehtap hanım kardeşim, sevdiklerinizle birlikte güzel hayatlar dilerim.

Bazen yaptıklarımın şımarık bir çocuğun janjanlı bir oyuncağa karşı duyduğu ilgi gibi olduğunu söylüyorlar, geçici bir heves, kısa bir yol boyunca dinlenen bir kaç acıklı şarkı.. bencilim ben galiba.. bütün oyuncaklar benim olsun istiyom yaa :-)

Yıllar sonra yalnız geldim Samsun'a.. Erzincan, Sivas ve Amasya'dan sonra.. Yusuf ile dolaştık hep akrabaları.. Mezarlara gittim, selam verdim, okudum, çiçekleri temizledim.. Mehmet Apaydın araba verdi, gezdim.. Suluova'da Bahadır'ı ziyaret ettik ve Celal amcamın oğlu Hamza'yla çay içtik.. Vehbi amcamda sohbet ettik.. Ahmet amcam, Cüneyt ve Kemal.. Subaşı'nda Veysel amcamla Şemsi.. Vehbi Gül bulvarında İlyas amcayla Cevher.. ve ürettiği diskus balıkları.. yıllar sonra karşılaştım, Mehmet Balcı.. aç değildim yiyemedim geçen seferki gibi pastırmalı yumurtalı pideyi.. Ballı değildi ama yine de güzeldi profiterol.. Samdo'daki dondurmalar.. Et Lokantasındaki yemekler.. dönerler.. offf yerken iyi ama iki kilo almışım.. 16 Nisan son günüydü seyahatimin, hüzünlüydü, doyamadım ben Samsun'a yaa.. ne düşlerim gerçek oldu, ne hayallerimin hepsi.. olsun, sonra belki..
İnsan hastayken daha mahzun oluyor.. sevdiklerini daha çok yanında istiyor.. hele ulaşılmaz bir sevgiliyse bu, sadece ağlamak ve acıklı şarkıları dinlemek ve dua etmek rahatlatıyor..
Akrabalarımla vedalaştım… gece 12 otobüsüyle gelirken gözlerimin yeşil olduğunu fark etmediler karanlıkta.. Sema aldı beni Söğütözünden sabah erken.. kimseler görmedi öpüştük.. çocuklarım özlemiş sarıldılar..öğlen işe geldim arabada özlediğim şarkımı dinledim, Ayrılık Nikahını.. nedense sakin işyerim.. henüz fark etmediler galiba geldiğimi.. sabrettim yazmadım duygularımı.. kulağımda tatlı fısıltı hatırası..


21 Nisan, Sabah erken kalkıp Ereğli ye gitmek üzere yola çıktık.. önce Balgat’taki ablamı aldık… Foga dan da yolluk poğaçaları almaya gittik. Osman abi ve Fatma hanım bizi görünce çok sevindi.. kendi poşetimi doldururken gelen müşterilere de ayaküstü satış yaptık, eğlenceliydi.. Zeytinli peynirli ve kıymalı açmalar sefa kurabiyeler.. her zamanki gibi lezzetliydi.
Güzel yolculuk oldu.. eve geldiğimde annecim hastaydı.. az sonra daha iyi hissetti ve yüzünde çocuklarının ve torunlarının gelmesinden duyduğu mutluluk daha net görünmeye başladı.. canım annecim babamın ölümünden sonra hiçbir şeyden haz almıyordu.. o yüzden yeni döndüğü Umre seyahatine hepimiz çok sevindik…
Bir süre sonra Ömer’in çok benzediği amcası Yasin ve eşi Çiğdem ile prensesleri Elif Rana geldiğinde  Sema ve ablam Ereğlinin güzel ve nostalji pazarındaydılar.. Onlar gelince Yasin ve Ömer ile biz çarşıya indik.. bir süredir göremediğim Derici Deli Hasan amcayı ziyarete gittik mülevven lalelerle dolu büyüleyici sahilden yürüyerek... deli dediğime bakma veli bir amcadır O… babam sağken rahmetli, "Ereğlinin en delisi kim ?" yarışması yapardı.. ilk üç, Derici Deli Hasan, Denizci Deli Hasan ve Yorgancı Deli Sait arasında değişirdi.. hepsi de çok tatlı ve samimi insanlar ve hatta çok zeki..
Merih (Mars) te geçirdiği günlerden, dünyada gizlice yaşayan Merihlilere, Fatih Sultan Mehmet'in cini , Eyüp ve Nuh peygamberlerin hikayelerinden, Ayasofya'nın gizli üç dehlizinin nerelere çıktığına kadar bir çok konuya değindik.. doyumsuz bir lezzetti.. Kalın ceylan derisinden motorsiklet için pantolon ve mont yapıyormuş bu aralar.. Bana deri yelek ve deri pardösü dikmişti lise ve üniversite yıllarımda.. yakın zamana kadar saklıyordum …Sema'nın da bir çantasını da onarmıştı..  gerçi Sema'ya kalırsa bozmuş çantayı ama… ben çok seviyorum onu yaa..
Erkam'ın bakkalına gittik… bir poşet dolusu çikolata aldım… Erkam annesi Hatun teyze, annemle Umredeydi.. çocukluğumun komşusu hemşehrimiz.. Erkam evlendiğinde pek sevinmemişlerdi… Umreye giderken bütün masrafları, bileziğini dahi bozarak verince bir sır kapısı açılmıştı sanki..
Güneşin denize battığı bir yer burası.. benden uzağa doğru çiçekler, ağaçlar, çimenler, deniz, ufuk ve güneş.. Bu deniz çok güzel bir deniz..
Erdemir lojmanın önündeki çocuk parkında Ömer ve Ahmet oynarlarken, ben de üç saat kadar kıyı kaptanlığı kitabıma çalıştım.. Biliyor musun, dünyadaki denizlerin isimlendirmesine göre bir numaralı deniz Karadeniz… iki Ege, üç Doğu Akdeniz.. Osmanlılar zamanındaki gücümüzün bir göstergesi galiba..
Akşam Karadenizliler gecesine gittik Ali Balcı ve Günay hanımlarla.. horonu daha çok öğrenmeye karar verdim..
Kısa bir sahil turu.. şehrin ve sahilin ve denizin gece ışıkları…Sonra evde çay faslı..


24 Nisan, Hayatta her şey çok güzel, ya kendisi, ya da sonucu..

25 Nisan,
“Sevda dedim bilir misin göze almak ölümü ?
 Sevda dedim öyle değil ! Hiçe saymak bir ömrü.
 Sevda dedim terk etmek, anne, baba, kardeşi
 Eşi, dostu, arkadaşı, yari, yareni..”

26 Nisan,
Merak edilmek, hatırlanmak, aranmak çok güzel..

Teddy ile Konya'ya gittik.. eniştemin arkadaşı Hicret beyle Yörük Obası'nda, börek yedik.. ve Mevlana'da dua.. Teddy, ertesi gün Amerika'dan getirttiği Nike ayakkabılarımı verdi..

Yıllardır kendim sürüyordum seyahatlerime..  bu sefer çok bindim terminaldeki otobüslere.. gerçi istediğim şehre gidemedim ama güzel yerler gördüm.. Isparta'dan gül kremi aldım üç tane, aileme.. Eğirdir'de eski kiliseyi gezdim.. gün içinde yedi renk değiştirdiği söylenen güzel gölü yüksek tepeden seyrederken sevdiklerimi aradım.. köy ayranı içtim.. şehirde dolaştım, laleli resimler çektim.. Şehit babasıyla çay içtim.. kocaman bir kasadan meşhur elmasından seçtim, çocuklarıma komando beresiyle, fuları aldım.. İzmir'de Kumrucu Eyüp'de kumru yedim.. Balıkesir'de hoşmerim, Bursa'da kestane şekeri tabi ki..

Bodrum'da İbrahim ve Adem ile güzel zamanlar.. yıllar önce geldiğimde Pina'daydım, bu sefer Moon Shine otelde dolunaylı üç gece.. Çupra'lar, kebaplar.. Taş Ev'de Emin ve Firdevs'den romantik şarkılar.. "gel gündüzle gece olalım, gökyüzünde yıldız olalım.." mum ışığında sohbetler, gülmeler.. Tuncay ile döner ziyafeti.. Refik ile büyüleyici koyların keşfi.. Zeki Müren'in mütevazi evini gezdim.. yaptığı resimleri beğendim.. gezerken çalan şarkıyı çok sevdim.. "..gelmedin bir kere.. öldürdün bin kere.. bıraktın ellere.." Beyaz evlerle dolu dar sokaklarda yürüdüm.. Rüzgar Değirmenlerini seyrettim.. Taş Ev sonrası sabah 7'de Kırçiçeğinde çorba ve Manisa kebabı yedim..

Sakin bir koy bulup denize girdim, dalgaların sesini uzaktaki arkadaşlarıma dinlettim.. suya daldığımda bir sünger bulunca çok sevindim, çarşıdan yüksek fiyatla almak zorunda değildim artık.. yaşasın.. bir tane daha kayaların üstünde buldum.. sevinçle güneşlenmeye devam ettim.. biraz sonra motoruyla bir amca geldi.. bir büyük çuval sünger vardı yanında.. onları filelere doldurup denize attı.. suya girip her bir filedeki süngerleri kayalara vurarak yıkadı.. selam verdim, tanıştık.. Türkiye'deki tek sünger avcısıymış, Süngerci Mehmet.. benim buldum sandığım süngerleri de işe yaramadıkları için O atmış meğer.. hayallerim biraz incindi.. ama sağolsun çarsının yarı fiyatından bana sattı bir kaç tane.. ve hatta akşam kocaman bir doğal süngeri getirip hediye etti.. çok memnun oldum, yurdumun pırlanta insanlarından birisiyle daha tanışmaktan.. akşam yemeği geç yeniyor Bodrum'da.. 23.00 civarı arkadaşım Refik bana dedi ki buraya gelip de sünger pizza yemeden gitmek olmaz.. ve sünger avcılarının nostaljik bir fotoğrafının bulunduğu kağıt örtünün üstünde meşhur pizzadan yedik.. velhasıl süngere doydum o gün.. oradan Taş Eve döndük.. Emin'in şarkılarına veda edip 05 otobüsüyle İzmir'e döndüm.. Naci Kuskus beyle sohbet ettik, hayatımdan komik bazı hatıraları paylaştık.. Fazlı ile Söke'ye gittik.. Bornova Küçük Park... Eşi Derya hanım ile çay bahçesinde oturduk üçümüz.. Gece Agora Starbucks'da vanilya karamelli kahve.. Hasan Usta'da karadutlu dondurma.. eve dönüş. rekor 5 saatlik uykudan sonra 06 otobüsüyle Balıkesir.. Dursun Albardak'dan pastalar.. 9 yıl sonraki buluşma Şenol Koç ile dükkanında.. eski hatıralar.. beraber göründüğümüz resmimiz duvarda asılı deyince yaşaran gözlerim.. hediye ettiği güzel ayakkabımı da alıp otogara bıraktı doyumsuz sohbet sonrası.. Kendime hoşmerim aldım ve 15 otobüsüyle Bursa.. Muş'lu Naci Gültekin abiden bir sürü kestane şekeri.. Yalçın aldı beni AŞTİ'den gece yarısı yeni grand puntosu ile.. ve güzel eve dönüş..

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .